Arşiv | Güncel haberler

Sap Türkiye : TEMSA GLOBAL “SAP MOBİL UYGULAMALAR”

Sap Türkiye : TEMSA GLOBAL “SAP MOBİL UYGULAMALAR”

Sap Mobil Uygulama

Sap Mobil Uygulama

TEMSA GLOBAL “SAP MOBİL UYGULAMALAR” PROJESİ İLE SÜRAT KAZANDI

Türkiye’nin önde gelen otobüs ve midibüs üreticisi Temsa Global, bilgi işlem yatırımlarına SAP Mobil Uygulamalar projesi ile devam ediyor.

Istanbul - Ekim 06, 2009 - Temsa Global, Arete’nin danışmanlığında yürüttüğü projede sınırsız hareket kabiliyeti kazanmak amacıyla yola çıktı. Kısa sürede tamamlanan proje sonunda Temsa Global, izlenebilirlik, adaptif üretim ve iç lojistik performans değerlerini artırırken ürün ve hizmetlerini müşterilerine daha hızlı sunabilir hale geldi.

Temsa Global - SAP Mobil Uygulamalar projesinin ilk aşamasında, RF Terminalleri ile yürütülen depo yönetimi (WM) modülü devreye alındı. Böylece mal girişinden mal çıkışına kadar bütün depo hareketleri, el terminalleri üzerinden gerçekleştirilmeye başlandı. Bu projeyle birlikte, süreçler yeniden ele alındı ve işlemlerin önceliklerinin ve görev dağılımlarının sistem üzerine taşınmasıyla hareketlerin doğru zamanda doğru kişilerce yapılması sağlandı. Fiilen gerçekleştirilen tüm hareket ve işlemlerin RF terminalleriyle sisteme eş zamanlı olarak kaydedilmesiyle, hem gerçek zamanlı izlenebilirlik sağlandı hem de çalışanların performans değerlendirmeleri için güvenilir ve tutarlı veriler elde edildi. Yine ilk fazda, üretim hattındaki araçların istasyonlar arasındaki hareketleri de el terminalleri ile gerçekleştirilmeye başlandı.

Depo Yönetimi modülünün devreye alınmasından sonra, seri numarası ile takip edilen malzemelerin ve Kanban malzemelerinin tüm depo hareketlerinin takibi sisteme taşındı.

Projenin üçüncü ve son fazında üretilen araçlar için ihtiyaç listelerinin oluşturulup, bu listeler doğrultusunda depodan malzeme toplama işlemleri; üretime teslim; üretim hattındaki parça sökme/ takma ve kontrol işlemleri sisteme taşındı. Araçlara takılan parçaların sarflarının otomatik olarak yapılması sağlanırken eksik malzeme süreci, kusurlu malzemelerin iadesi gibi senaryoların sistem üzerinde yürütülmesine başlandı.

Depo işlemlerinden sonra üretim hatlarındaki aktivitelerin de sistem üzerinde yönetiminin başlamasıyla tüm malzeme hareketlerinin gerçek zamanlı olarak izlenebilmesi sağlandı. Adana Fabrika’da devreye alınan proje, Haziran 2009’da Adapazarı Fabrikasına da adapte edilerek, iyileştirme ve geliştirme çalışmalarıyla sürdürülmektedir.

Kategori Güncel haberlerYorum (0)

Sap Türkiye : JUSS, YATIRIMLARINA SAP İLE DEVAM EDİYOR

Sap Türkiye : JUSS, YATIRIMLARINA SAP İLE DEVAM EDİYOR

Juss Mbis Danışmanlık

Juss Mbis Danışmanlık

JUSS, YATIRIMLARINA SAP İLE DEVAM EDİYOR

Rekabet avantajı kazanmak ve iş süreçlerini entegre bir yapıya taşımak isteyen Juss, SAP Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) çözümünü MBIS danışmanlığında kullanmaya başlıyor. MBIS’in proje öncesi hazırlığını, lisansın tedarik edilmesini ve uygulama geçişini yönettiği proje, Temmuz 2009’da başladı ve iki fazda tamamlanacak.

Istanbul - Ekim 06, 2009 - Juss’ta yüksek hızda gelişen ticari faaliyetlerin, iş süreçlerinin, başarılı bir şekilde yönetilmesi ve hedeflere uygun bir işletme kültürünün oluşması amaçlanıyor. Tedarik Zinciri ve Üretim operasyonlarını harekete geçirmek üzere oluşturulan birinci fazın Ocak 2010’da; ikinci fazın ise 2010’un ilk çeyreğinde bitirilmesi planlanıyor.

Proje sonunda Juss’ta, hızlı ve doğru kararlar almak, ortak bir terminoloji ve kültüre sahip olan insan kaynağı oluşturmak amaçlanıyor. Böylece en alt biriminden, en üst yöneticisine kadar verimli çalışma ortamını yaratmak, iş süreçlerini bilinir , uygulanır ve kontrol altında görmek planlanıyor. Maliyetleri ve dolayısı ile mali riskleri yönetmek, bütçeleri kontrol altına almak, kaliteli ürün üretmek ve müşterilerin memnuniyetini ön planda tutmak hedefleniyor.

Gıda sektöründe faaliyet gösteren Aslanoba Gıda, Meyve suyu ve nektarı başta olmak üzere içecek üretimi amaçlı, 2006 yılında Bursa’da bir fabrika kurdu. 3 yıl boyunca süren yoğun çalışma sonunda 2009 yılında Juss markası ile üretime başladı.

Kategori Güncel haberlerYorum (0)

Sap Türkiye : İlci İnşaat Sap Projesi

Sap Türkiye : İlci İnşaat Sap Projesi

İlci İnsaat Sap Projesi Çözümevi Danışmanlık

İlci İnsaat Sap Projesi Çözümevi Danışmanlık

İLCİ İNŞAAT’TA SAP PROJESİ BAŞLIYOR

Türkiye’nin su altyapısını inşaa eden İlci İnşaat, tüm şantiyelerini SAP ile yönetecek.

Çözümevi Danışmanlık’ın sektör çözümü ile İlci İnşaat, ilk etapta Türkiye genelinde mevcut 15 şantiyesini ve 500’ün üzerinde büyük makina parkını merkezden kontrol altına alabilecek SAP projesine başladı. İlci İnşaat SAP projesi, toplam 3 ay gibi kısa bir dönemde tamamlanacak ve kullanıma hazır olacak.

1986’da Muş’ta kurulan ve Devlet Su İşleri için Türkiye genelinde baraj, sulama, köprü ve tünel inşaatlarını gerçekleştiren İlci İnşaat, hızlı büyümeyle gelen sorunlarını SAP Business All in One İnşaat Çözümü Solution Project ile çözecek.

İlci İnşaat, SAP’ye karar verme nedenlerini, inşaat çözümü “Solution Project”in sektörün tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayabilecek nitelikte olması, Türkiye’de çözümü kullanan diğer inşaat şirketlerindeki uygulamaların başarısı ve SAP’nin global referansları şeklinde sıralarken, diğer önemli seçim kriterinin ise “tüm şantiyelerde, depolarda ve atölyelerde kolayca kullanılabilecek bir sistem” olduğunu belirtti.

İlci İnşaat projesi kapsamında; Solution Project’in sunduğu inşaat sektörüne özel hazır ekipman katalog yapıları, tüm satın alma ve şantiye ambarlarının takibi, inşaat ekipmanları ve araç parkıyla ilgili yedek parça, yakıt ve bakım hizmetleri gibi detayların takibi hedefleniyor.

Kategori Güncel haberlerYorum (0)

Sap Türkiye DORA

Sap Türkiye DORA

Dora Elsys danismanliğinda parladı

Dora Elsys danismanliğinda parladı

DORA INTERNATIONAL, SAP İLE TEKNOLOJİSİNİ DE IŞILDATTI

Kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren Dora, giderek artan iş hacmini daha etkin şekilde yönetmek için SAP altyapısını hayata geçirdi.

Istanbul - Ekim 06, 2009 - Dora, Elsys danışmanlığında hayata geçirilen SAP projesi ile tüm iş süreçlerine uluslararası standartlarda işlerlik kazandırdı. Dora, küresel arenada giderek pekiştirdiği iddiasını SAP yatırımıyla güçlendirdi. Proje kapsamında mali muhasebe, maliyet muhasebesi, üretim, kalite, satış-dağıtım, üretim planlama ve malzeme yönetimi süreçlerinde verimlilik artışı hedeflendi. Siparişe uyum, teslimat süreleri, operasyonel verimlilik ve ürün bazında karlılık gibi konuların izlenilebilir kılınması sağlandı.

Dora’nın kendine özgü iş yapış şekline uygun süreçler tasarlanması hedeflenirken, gerçek karlılık oranlarının ürün ve sipariş bazında takip edilebilmesi mümkün kılındı. Müşteri sipariş girişleri, üretim, satın alma, sevkiyat ve tüm finansal süreçlerin izlenilebilir olmasını sağlayan proje, gelecek hedeflerinin rakamsal veriler ışığında belirlenmesi olanağı sunuyor. Sektöre özgü yöntemlerle uyumlu olarak hurda, fire, ramat takibi gibi süreçler de yapılandırıldığı proje ile hızlı ve esnek bir yapıda çalışma yürütülmesi amaçlandı. Finansal göstergelerin tümünün SAP sistemi ile izlenebilmesi avantajı sağlayan proje, tedarik zinciri süreçlerinin geliştirilmesi ve operasyonel verimliliğin artırılmasında rol oynayacak.

Dora International, bünyesinde geliştirdiği markalar ve farklı tasarımları ile dünya çapında yaygınlaşmasını sürdürüyor. İleri teknoloji, usta el işçiliği ve modern tasarımlarla üretimine yön veren Başta ABD, Avrupa ve Avustralya olmak üzere 30’dan fazla ülkede kendi markalarıyla büyümesini sürdüren Dora, proje sayesinde kaynaklarını daha etkin kullanma ve iş süreçlerini izlenilebilir kılma olanağı yakaladı.

Kategori Güncel haberlerYorum (0)

Sap Türkiye : IŞIK PLASTİK’İN SAP SİSTEMİ YENİLENİYOR

Sap Türkiye : IŞIK PLASTİK’İN SAP SİSTEMİ YENİLENİYOR

isik-plastik-arete-danismanIŞIK PLASTİK’İN SAP SİSTEMİ YENİLENİYOR

SAP yatırımından en verimli geri dönüşü sağlamayı hedefleyen Işık Plastik, mevcut sistemini ARETE Destek Merkezi (AGSC) uzmanlığıyla destekleme kararı almıştır. AGSC, ortaya çıkan sorunların hızla çözülmesine olanak sağlayacak merkezi veri tabanı, çok sıkı güvenlik özellikleriyle donatılmış sağlam yapısı ile farklılaşan bir destek uygulamasıdır.

Istanbul - Eylül 04, 2009 - Işık Plastik, rekabet gücünü artırmak ve ana iş kolu olan plastik üretiminde kaliteyi sürekli kılmak amacıyla tüm iş birimlerinin kusursuz çalışmasını hedefliyor. Bu hedefe ulaşmayı sağlayacak gerekli altyapı için SAP’yi tercih eden Işık Plastik, yatırımlarına 2007 yılında başladı. Bu yıl, Ağustos ayında başlayan Işık Plastik ve ARETE iş birliği çerçevesinde ise Işık Plastik’in mevcut SAP sisteminde ortaya çıkan farklı seviyelerdeki sorunların giderilmesi, soruların cevaplanması, ihtiyaçların karşılanması gibi konular ARETE Destek Merkezi (AGSC) hizmet kapsamındaki SAP Solution Manager üzerinden takip ediliyor. AGSC, işletmelerin ihtiyaç duyduğu SAP desteğini sağlamakla birlikte; esneklik, izlenebilirlik, ölçeklendirilebilirlik ve ölçülebilirlik gibi temel özellikleriyle geleneksel yöntemlere göre çok daha etkin ve düşük maliyetli hizmet sunuyor.

Arete’den SAP ECC ve Business Warehouse kapsamlarında destek alacak olan Işık Plastik, AGSC hizmeti ile şirket içi bir çözüm merkezi bulundurma maliyetlerine kıyasla toplam sahip olma maliyetlerinde avantaj ve tasarruf sağlamayı, iç müşteri memnuniyetini artırmayı ve SAP sistemini en yüksek verimle desteklemeyi hedefliyor.

Kategori Basis, Güncel haberlerYorum (0)

Sap Türkiye : BORÇELİK, SAP NAKİT PLANLAMA PROJESİNİ

Sap Türkiye : BORÇELİK, SAP NAKİT PLANLAMA PROJESİNİ

borçelik sap projesini tamamladı - sap danışmanı

borçelik sap projesini tamamladı

BORÇELİK, SAP NAKİT PLANLAMA PROJESİNİ TAMAMLADI

Türkiye'nin ilk özel yassı çelik üreticisi Borçelik, SAP İş Zekası modülü altında “Nakit Planlama” uygulamasını kullanmaya başladı. BIZCON danışmanları tarafından Borçelik’in Bursa-Gemlik’teki üretim tesisinde gerçekleştirilen “SAP Nakit Planlama Projesi” Şubat 2009’da Borçelik’in ihtiyaçlarının belirlenmesi ve buna yönelik geliştirmelerin yapılmasının ardında Ağustos ayında tamamlandı.

Istanbul - Ekim 06, 2009 - “Borçelik Nakit Planlama Projesi”, üretim planlama, muhasebe, finans, insan kaynakları, satış, satın alma departmanlarının toplu ve uyumlu katılımıyla, mevcut Muhasebe, Satış Dağıtım ve Malzeme Yönetimi modülleriyle entegre çalışacak şekilde uygulanmaya alındı.

BIZCON, proje kapsamında nakit akışının geçmiş ve gelecek dönemleriyle ilgili gerekli raporları hazırladı. Mevcut verilerle oluşturulan raporlarla geçmiş dönemlere ait gelir-giderler aylık olarak gösterilir hale getirildi. Gelecek aylarda beklenen para girişleri ve yapılacak ödemeler planlama süreci dahilinde raporlanabilir oldu.

Nakit akışının önceden planlanmasına yardımcı olmak amacıyla tahsilat ve ödemelerin valör tarihlerini ileri geri kaydırarak ve satış planlamalarının simülasyonlarının yapılması ile firmanın en uygun finansal kararları verebilmesi sağlandı. Nakit Planlama Projesi sonrasında, çekilen raporlar üç farklı para birimi cinsine çevrilerek, günlük, haftalık, aylık konsolide raporlar üretilebiliyor. Satış tahsilat tahminleri ile planlamaya dahil olan satış departmanı, fiili tahsilatlarla planlananları karşılaştırma raporları sunabiliyor.

Şirketlerin planlama sürecinde nakit akış tablosuna veri olarak aktarılmak üzere tüm departmanlar kendileriyle ilgili tahminleri girmektedirler. Borçelik’te “Nakit Planlama Projesi”nin tamamlanmasıyla satın alma departmanı tahmini mal girişleri ve buna bağlı ödeme ve borçlanmaları, satış departmanı tahmini satışları ve ilgili tahsilatları finans departmanı diğer ödeme ve tahsilat değerlerini ve insan kaynakları departmanı personel maliyetlerini girerek nakit akış tablosunun oluşturulmasını sağlamaktadır.

Kategori BW - BI, Güncel haberlerYorum (0)

Sap mı ? Gerçekten gerekli mi ?

Sap mı ? Gerçekten gerekli mi ?

Profesyonel çalışanların neredeyse tamamı aldıkları maaşın en az iki katını hakettiklerini, pozisyonlarının da en az iki adım yukarısı olması gerektiğini düşünürler. Oysa iş yaşamında taşlar çok yavaş bir şekilde yerinden oynar (Bunlar Türkiye’nin başka gerçekleri ve başka yazıların konuları). Bu durum çok hırslı ve hızlı yükselmek isteyen, aşırı çalışkan ve işkolik orta düzey yöneticileri patronlarına mucizeler yaratacak projeler sunmaya itiyor. (Üst

düzeydekiler belki daha deneyimli olduklarından, belki yeni teknolojilere daha uzak olduklarından, belki de daha statükocu olduklarından, bu şirket içinde mucizeler yaratacak fikirlere/ürünlere daha soğuk bakıyorlar.) İşte SAP, başka ciddi rakiplerinin olmamasının yanında, bir de Türkiye’deki bu durumdan faydalanıp bir kaç yıl içinde inanılmaz sayıda satış gerçekleştirdi.

sap danışmanı - sap danışmanlıkPeki bu orta düzey yöneticiler, bu çok pahalı programı almaya patronlarını nasıl ikna ediyorlar? Bir patron düşünün ki her gün dünyanın her yerinden e-mail ile sipariş alıyor, web siteleri aracılığıyla dünyanın her yerinden fiyat teklifi toplayabiliyor, ama bilgi iletişim hızı bu kadar gelişmişken, kendi şirketinde bir bilgi, satınalmadan finansa en az bir haftada geliyor. Şirketin personel sayısını sorduğunda her departman (bordro, muhasebe, finans, insan kaynakları) farklı bir sayı söylüyor. Birgün çalışkanlığına güvendiği bir yöneticisi geliyor ve diyor ki “Yüce patronum, bir program var: bu program şirketimizdeki tüm işleri entegre edecek, bir veri sisteme bir kez girilecek, her bölüm aynı veriyi işleyecek ve raporlayacak. Bu programın CeBIT’deki standı microsofttan daha büyük, üstelik Türkiye’de KOÇ, Sabancı, Yaşar, vb. holgingler bu programı kullanıyorlar. Bu programı şirketimizde kurarsak, verimliliğimiz ve rekabet şansımız artacak, maliyetlerimiz azalacak, aynı işleri daha az adam ve maliyetle yapacağız…” Patron inanıyor ve projeyi onaylıyor. Türkiye’de önce büyük holdinglere satarak, SAP, çok doğru bir pazarlama stratejisi oluşturdu, şimdi de orta boydaki onlarca şirkete bunu referans vererek satıyor. (Orta boy işletme çalışanlarında “büyük şirketlerde önemli kararlarda hata yapılmaz” yanlış inancı var. Türkiye iş yaşamının başka bir gerçeği de; alt düzeyde yapılan hataları ortaya çıkarmak, ölçmek ve sorumlusunu cezalandırmak kolay ve yaygındır ancak üst düzey kararların yanlışlığını ortaya çıkarmak ve sorumlu bulmak genellikle zordur ve üst tarafta bu hataları örtme konusunda inanılmaz bir dayanışma vardır. Başka bir yazının konusu 2)

Bana göre, SAP uygulamalarının başarısızlığının Türkiye’de 3 nedeni var:

1.        Alıcı yerli firmanın yetersizliği.

2.        SAP programının yetersizliği

3.        SAP Türkiye Firmasının danışmanlık desteğinde yetersizliği

Alıcı yerli firmanın yetersizliği

SAP’den bir firmanın tüm işlemleri entegre etmesi beklendiğine göre, firmanın tüm departmanlarında proje ekibinde yer alacak kişilerin kesinlikle ingilizce bilmesi, bilgisayar nosyonun olması, kendi işinde yeni bir sistem kurmaya yetenekli olması gerekir. Bu nitelikler “olursa iyi olur, proje hızlı ilerler” nitelikleri değil, “olmazsa, kesinlikle olmaz” niteliklerdir. SAP programı doğası gereği bunu zorunlu kılar. Bu listeden herkese doğal görünen bu niteliklerin, örneğin firmanın muhasebecilerinde ya da insan kaynakları çalışanlarında da olması gerekir, yani onlar da veri tabanı nedir, nasıl çalışır, bir bilgisayar depoladığı verileri nasıl tutar, rapor gerektiğinde nasıl getirir gibi bilgilere sahip olmalıdırlar.

Ben SAP’yi ilk kez duyanlara anlatırken SAP’yi hamura benzetirim. Karnınız açken lokantadaki yemekleri beğenmediğinizi düşünün, bir fırın sahibi de size ‘ben sana hamur vereyim, istediğin gibi ekmek yap, üstelik ben sana ekmek yapmayı öğretirim” diyor. Hayatınızda hiç bilmediğiniz bir işi öğrenmezseniz aç kalacaksınız…

Daha önce küçük de olsa benzer projeleri uygulamamış, sistem tasarlama konusunda beceriksiz, çalışmaya ve öğrenmeye istekli olmayan bölüm ve kişilerle başlanırsa, başka bir neden olmasa da, o SAP projesi başarısız olur.

Yapılması gereken en doğru iş, şirketin anahtar faaliyetlerinde alt düzey yönetici olan grubun (şefler, deneyimli mühendisler) yedeklerini işe almak, eski sistemi yenilere bırakıp deneyimli ekiple SAP projesini yürütmektir. SAP ekibinin günlük başka işi olmamalıdır. SAP şimdilik çok popüler olduğu için, şirket bu ekipten eleman kaybetmemenin yolunu bulmalıdır.

2 yıl SAP’de  uyarlama deneyimi kazanmış muhasebecileri, finansçıları, stok kontrolcüleri, üretim planlamacıları sonra ne yaparsınız bilmiyorum, yerlerine aldığınız yedekleri de öyle… Ancak SAP implemantasyonu bunları gerekli kılıyor.

Proje yöneticisi de çok önemlidir, kesinlikle 3 yıl firmadan ayrılmayacak birisi olmalıdır. Projede yer alacak farklı departmanları harekete geçirebilmek için “nemrut biri” olmasında son derece yarar vardır. Orta düzey bir yönetici olmalıdır, SAP üzerindeki tüm modül senaryolarını, testleri bizzat elleriyle en az bir kere yürütmeli ve sonuçlarını görmelidir. SAP implementasyonu o kadar yorucu, bıktırıcı ve zor çalışmaları gerektirir ki üst düzey bir yönetici, yumuşak yüzlü biri ya da yaşlı biri ile kesinlikle işler yürümez.

Pek çok şirket bana gerekli mi, iş süreçlerim bir ERP gerektirecek kadar karmaşık mı, SAP’yi uyarlayacak yetenekte ekibim var mı, bunu gerektireceği işgücüne katlanabilecek miyiz, SAP nasıl bir program, benim ne işime yarayacak diye düşünmeden satınalmaya karar veriyor, sonra da iş işten geçmiş ve kimse sorumluluğu üstlenmez oluyor.

Var olan işleyişinizdeki şikayetlerinizi doğru analiz yapmanız gerekiyor. İşleyişteki şikayetlerinizin ne kadarı kullandığınız sistemden kaynaklanıyor, ne kadarı personelinizin yeteneksizliği bunu ayırt edemiyorsanız, SAP işine hiç bulaşmamak gerek. Sorun personelinizde ise de onları değiştirmek gerek, yoksa sistemi değiştirmek tek başına sorunlarınızı çözmüyor. Eğer gerçekten eski sisteminizde bir sorun varsa da SAP kaçınılmaz (!) (Benim eski işyerimdeki eski sistem faturalardaki kalemlerin toplamı dip toplamı tutmayacak kadar ciddi hatalar yapmaya başlamıştı ve sahibi olan şirket de iflas etmişti, elbette böyle bir durumda SAP ya da bir alternatifi ile yeni ürünlere yönelmek kaçınılmaz.)

SAP programının yetersizliği

(Gecenlerde Deniz Tuncalp endüstri mühendislerinin tanımı ile ilgili bir link göndermişti listeye, orada da eskiden beri olan, endüstri mühendislerinin sınırlı bir alanda değil, bankacılıktan üretime, sigortacılıktan taşımacılığa, turizmden vakıflara kadar pek çok alanda çalışabilmelerinden övgüyle söz ediliyordu. Bu, bizler için gerçekten iyi bir şey mi? Bunun bizler için dezavantaj olduğunu ben geç kavradım, bu yılki seminer dersinde de anlatmaya çalıştım. Herhangi birinize, işyerinizde, aslında o işyerinin dışında da pek çok başka sektör ve şirkette çalışabilecek olduğunuz için, size yapılan bir ayrıcalık var mı? Varsa böyle bir yarar, ancak seçim yapana kadar söz konusu olabilir, seçim yapıldıktan sonra ise, kimse onları seçtiğiniz için size “favour” yapmayacağı gibi, bulunduğunuz işte genellikle esas işin dışında bir iş yapacağınız için de, esas işin sahibi mühendisliklere göre daha dezavantajlı bir durumdasınızdır. Bu da mesleğimizin bir gerçeği ve başka bir yazı konusu 3.)

Bunun SAP ile ne ilgisi var? SAP yetkilileri de ürünlerini satarken, matahmış gibi, “belli bir sektöre çözüm sunmadıklarını, Avrupa Birliğinin bürokratik işlemlerinden boru ile petol taşımacılığı yapan şirketlere, üretim şirketlerinden yazılım şirketlerine, ticari şirketlerden turizm sektörüne kadar çok geniş bir yelpaze için çözüm sunduklarını, bunun için de standart bir program değil, her müşterinin gereksinimlerine özel olarak uyarlanabilecek esnek bir program sunduklarını” ileri sürüyorlar. İyi de bu programın başka sektörlere de satılabilirliğinden bana ne? Kulağa hoş geliyor, bunu duyan alıcı sanki program tüm taleplerini yerine getirebilecek bir esnekliğe sahip sanıyor, oysa öyle değil. Aksine her alıcı firma kendine uyarlanabilmesi için tomar tomar danışmanlık ücreti ödüyor. Yani bitmemiş bir ürünü, bitmiş fiyatına, üstelik tamamlama maliyetini de size yükleyerek satıyorlar. Şimdi ileri sürüldüğü gibi, uyarlama, sizin ekstra taleplerinizin programda değişiklik yapılarak karşılanması olsa, yüzbinlerce dolar ve binlerce adamxsaat maliyetine katlanırsınız, oysa siz bu maliyeti ekstra telepleriniz için değil, sadece programın normal çalışması için veriyorsunuz! Üstelik bu kadar çok parametrenin ayarlanması ile bir esneklik de kazanmıyorsunuz, beklentilerinizin önemli bir kısmı, uyarlamanın ötesinde program sınırlamaları nedeniyle mümkün olmuyor. (Örneğin, proje yönetimi ya da maliyet muhasebesi modüllerinde personel maliyetlerini kişi kişi projelere yansıtamıyorsunuz, ancak belirli ortalamalarla yansıtabiliyorsunuz. Gerçi önerdikleri bir çözümleri var; buna göre firmadaki herkesi bir departmanmış gibi ya da hesap planında bir hesapmış gibi uyarlamanız gerekiyor! Böylece firmadaki diyelim ki 500 kişi, 500 ayrı departman (maliyet merkezi) oluyor… İşçilik giderinin belirleyici olduğu bir hizmet firmasının sadece bu nedenle bile bu programı almaması gerekir. Ya da demirbaş ve amortismanlarını sadece departmanlar için takip edebiliyorsunuz, projeler için değil, bu durumda da yalnızca bir proje için alınmış çok pahalı bir cihazın amortismanı o bölümün tüm projelerini maliyetlendiriyor.)

Diyeceksiniz ki programın neyi yapıp neyi yapamadığına önceden bakmanın bir yolu yok mu? Yok valla:

1.        Birincisi, yukarda söylediğim gibi, alıcı taraf (yani patronun gözüne girmeye çalışan orta düzey yönetici şahıs) almaya o kadar niyetli ki; SAP Türkiye firmasının program tanıtımı seansında her söylenende bir keramet buluyor zaten.

2.        İkincisi, iyi birer satıcı olan  SAP Türkiye yetkilileri  “şunu yapabiliyor mu” dediğiniz her şeye, “tabii yapabiliyor” diyorlar. (Bu konuda o kadar arsız ve yalancılar ki, belirli bir süre sonra ortaya çıkan sorunları konuşmak üzere gelen bir yöneticileri sizin “bakın danışmanlarınızın da kabul ettiği gibi programınız da şunu şunu yapamıyor” dediğinizde bile “yok canım yapar, biz ona bir daha bakalım deyip konuyu kapatıyorlar, böylece aylar geçmiş ve paralarının önemli bir kısmını aldıklarını düşündüklerinde de “Evet program onları yapamıyor, ama bu programı Türkiye’de 160 firma sorunsuz kullanıyor (!), sizin talebiniz yersiz, siz kendinizi programa uydurun” demeye başlıyorlar. Tam da bu konuda SAP implementasyonları konusunda yaygın bir görüşe geldik; buna göre, ERP’ler aynı zamanda re-engineering araçları oldukları için bunların uygulamasında programın standartını bozmamak gerekir, madem ki elin oğlu yapmış programı, madem ki başka bir sürü elin oğlu da bunu kullanıyor, e sen bir Türk olarak onlardan iyi mi bileceksin de kendi beklentilerini programa yaptırmaya çalışıyorsun, en doğrusu sen programa uy. Bu görüşü tartışmaya bile gerek görmeyecek kadar saçma sapan buluyorum ama özellikle lojistik tarafında olanlarda –çünkü orada en azında bir mesneti var- ve bu programı bir kez firmasının başına musallat etmişlerde bu kanı çok yaygın…)

3.        Üçüncüsü, dediğim gibi SAP bir hamur ve satıcısının elinde bu hamurlardan yapılmış numune bir ekmek bile yok! Yani temel uyarlamaları yapılmış, modüllerin entegrasyonu sağlanmış, içinde basitçe verileri bulunan, standart raporlarından örnekler görebileceğiniz bir client’ları yok. Sizin firmanıza programı sattıklarında getirip hamuru kuruyorlar, sonra da peyder pey size modüllerin danışmanlarını yolluyorlar. Bir danışman eğitim vermeye geldiğinde bir de bakıyor ki, bir yerinde bir uyarlama hatası/eksiği var; tam da eğitimin ortasında program danışmanın söylediğini yapmıyor ve danışman size “bunun X modülü uyarlaması yapılmamış” diyor, “sen yap” diyorsunuz, “ben onu bilmem, ben Y modülü danışmanıyım” diyor. Y danışmanı geldiğinde başka bir eksik buluyor. Aylar sonra modüller tek tek çalıştığında da, birinin çıktısı diğerine gitmiyor, entegrasyonda sorunlar başlıyor. Yani, “bu program ne yapar”ı görebileceğiniz zaman geldiğinde, siz programı almış, 6 aylık verileri girmiş ve SAP Türkiye’ye parasını ödemiş oluyorsunuz. Gerisi sizin probleminiz…

SAP uyarlamaların ötesinde bir sınırlama ile maliyetleri üç boyutlu izlemenize izin vermiyor (hesap, bölüm, proje bazında). Sadece iki boyutlu veri tutabiliyor. Böyle olunca da üç boyuttan birini diğer ikisinden birinin içine gömmek zorunda kalıyorsunuz. Bu çözümü kabul ederseniz o kadar pahalı bir program almanıza ne gerek var, 1980’lerde yazılmış muhasebe yazılımları bile bunu yapıyor!

Yine SAP iki kez maliyet dağıtımı yapmanıza izin vermiyor. Mükerrer dağıtımı önlemek değil söz konusu olan, aynı yönde de olsa ikinci dağıtıma izin vermiyor. (Teknik olarak şöyle; birincil masraf çeşidinden birincil ve ikincillere dağıtım yapılabiliyor ama ikincil masraf çeşitlerinden ikincillere dağıtım yapılamıyor. Bunun sonucunda da birincil dağıtım ile personel giderlerini projelere dağıtıyorsunuz ama örneğin bizde olduğu gibi projelerinizin bir kısmı garantide olan projelerse, ar-ge projesi ise ve teşvik alıyorsanız, ya da kendinize ait para kazanmadığınız bir proje ise, bu projelerdeki işçilik maliyetlerini 720’li hesaptan tekrar 760’lı, 750’li hesaplara dağıtamıyorsunuz. Yani işçilik maliyetlerinizi proje boyutunda doğru yerde göreceksiniz, ama hesap boyutunda yanlış yerde göreceksiniz, işinize gelirse…)

Başında ya da test ortamında göremeyeceğiniz bu türden onlarca ciddi sorun canlı kullanımda karşınıza çıkıyor. Sistem çok parametrik olduğundan ve uyarlama yapmak sistemin bütününde başka modülleri etkileyebileceğinden bunların hepsi için ekstra danışmanlık ücretleri ve emek harcayarak baş etmeye çalışıyorsunuz, edemediğiniz yerlerde de artık geri dönüşünüz olmadığından “bunu yapmadığını bilseydik bu programı almazdık” diyeceğiniz kadar ciddi konularda beklentilerinizden taviz vermeye başlıyorsunuz. Hatta bazen “tamam çalışsın da nasıl çalışırsa çalışsın”, “biz onu da elle gireriz”, “bunu da ikinci kez gireriz”, “ondan da vazgeçtik onu da excel’de yaparız” demeye başlıyorsunuz. Bırakın işlerinizde verimlilik artışını, yeter ki girdiğimiz verileri anlamlı bir şekilde raporlayabilelim diye, kendi ellerinizle yarattığınız bir SAP tanrısının gönlünü etmek için bir kurban kesmediğiniz kalıyor.

Önemli sorunlardan biri de SAP’yi kendinize uyarlamak için Abap/4  ile yazacağınız ek program ve raporların yeni versiyonda çalışmaması; böylece her yeri versiyon çıktığında ya eski add-on’larınızdan ya da yeni versiyondan vazgeçeceksiniz, ya da yeniden yazacaksınız. Bu nedenle yeni versiyona geçemeyen şirketler olduğunu duyuyorum.

Programın Türkçesi de çok kötü. Aynı kavramın farklı yerlerde farklı tercüme edildiği de olmuş. Tercüme anlamayı zorlaştıracak kadar kötü.

Tüm bu olumsuzlukların ne kadarının programın doğasından, ne kadarının yerelleştirme ve uyarlamadan kaynaklandığını elbette biz kullanıcıların ayırt etmesi olanaksız. Burada anılan ve anılmayan sorunlarımızın çözümleri için biz şirketimizde hala uğraşıyoruz. Umuyoruz ki SAP Türkiye bunlara bir çözüm bulacak. (elbette onların tavırları “biz size eğitimi verdik, gerisi sizin sorununuz” şeklinde ama bizim sorunlarımız da sonradan ortaya çıkan karar değişiklikleri ya da “tuning” sorunları değil, sistemin daha ilk kez çalıştırılmasında çıkan sorunlar!)

Son bir konu daha var. Bildiğiniz gibi zaman zaman büyük otomobil firmaları gazetelere ilan vererek yeni çıkardıkları bir otomobilden alanları servislere çağırırlar ve bir yerindeki küçük bir hatayı ücretsiz düzelteceklerini söylerler. SAP, programındaki sonradan farkettiği hataları ve eksiklikleri nasıl gideriyor dersiniz? OSS notları ile. Bunlardan nasıl haberiniz oluyor? Teknik ekibiniz sürekli internetten bunları takip edecek, indirecek ve yükleyecek, sanki bu da sizin kabahatinizmiş gibi sorumluluk sizde. Yani SAP Türkiye firmasından bu konuda düzenli bir destek beklemeyin, sanki on binlerce müşterileri var. Diyelim ki programda bir sorun çıktı SAP’ye başvurursanız ilk yapacakları sizi bir güzel azarlamak olur; “onun OSS notu var niye bakmadınız!”. Niye ben bakayım yahu, ben sana paranı eksik mi ödedim? Bu OSS’ler ne zaman bitecek? Ne zaman tam bir programınız olacak belli değil. Üstelik bir süre sonra orijinal SAP eski versiyonları OSS ile bile desteklemekten vazgeçiyor, bir nedenle yeni versiyona geçemiyorsanız, sistemle evrende baş başasınız! Böyle yazılımların “bug-fix”leri zaten böyle olur deyip kabulleniyorsanız sorun yok. Bu da SAP’nin dünyada da hızlı büyümesinin bir sonucu, Microsoft ürünlerinin hata mesajları hakkında ne zaman elime bir espri geçse SAP’ninkileri düşünürüm…

SAP Türkiye Firmasının danışmanlık desteğinde yetersizliği

sap-turkiye-sapdanismani-danismanlik-danismanBir danışmandan ne beklersiniz? Finans konusunda, hukuk konusunda, yatırım konusunda, teşvik konusunda, nerede olursa olsun danışman deyince nasıl biri canlanır gözünüzde? Ben eşek yüküyle para verilen danışmanlardan temelde iki şey beklerim; birincisi benim bilmediğim bir şeyleri bilmesini, ikincisi de bu bildiklerinin bana ödediğim paradan fazla bir yararının olmasını. SAP Türkiye firmasının iç işleyişini bilmiyorum ama sürekli yeni mezun kişileri danışman olarak müşterilerine gönderiyorlar. Benim onlarla ilişkide olduğum 2.5 yıldır bu durum böyle. Şimdiki şirketimde bizim projeye danışman diye gönderdikleri 9-10 kişiden 6’sı, bir yıl içinde SAP’den ayrıldı. Yani size danışman diye gönderip yüklüce para aldıkları aynı kişiyi, siz de kendi firmanıza işe almış olabilirdiniz. Nitekim bize gönderdiklerinin sınıf arkadaşları da bizde çalışıyordu (yeni mezunlar). Öyle, beş yıllık SAP tecrübesi olan, en az iki yerde proje tamamlamış, siz bir soru sorunca yalnızca onun yanıtını değil, alternatif yanıtları da eksileri ve artılarıyla söyleyebilecek bir danışman ummayın. Bırakın SAP tecrübesini, başka bir programda benzer modülleri kurmuş ya da en azından o konunun uzmanı olsalar bari. Yeni mezun arkadaşlarım alınmasınlar ama, bana göre yeni bir mezundan “danışman” olmaz (şimdi beni tanıyanlar bıyık altında gülüyor biliyorum ama ben en azından o konuda yeni mezun değildim!!!), birincisi daha genel olarak işi tanımazlar ikincisi, SAP, başka bir programa benzemez, bir-iki aylık eğitimle SAP öğrenilmez. Yani en azından ben, koca bir şirketin ERP implementasyonunu –sadece- yeni mezunlarla yapmak istemem, oysa  SAP Türkiye’nin elinde deneyimli danışmanları yok.

Böylece danışmanlık ücretini, otel ve uçak paralarını ödeyerek, SAP Türkiye’nin danışmanlarını eğitme maliyetini karşılamış olursunuz. SAP Türkiye bunları elinde tutabilse, hiç değilse amme hizmeti görmüş ve takip eden müşterilere danışman yetiştirmiş olursunuz ama o da olmuyor.

Bu danışmanların zamanının çoğu da eğitim verecekleri client’ın uyarlamalarını düzeltmekle geçer, sanki sizin kusurunuzmuş gibi o süreci de finanse edersiniz.

SAP Türkiye’de daha sabit gibi görünen proje yöneticisi düzeyindeki insanlarda bile modüller ne yapar onu bilen yok. Detaylara girmeyeceğim ama bizi aylarca yanlış yere bir modülü (PS) kurmak için diğerini (CO) kurmaya gerek yok diye oyaladılar. Sonunda acı bir şekilde farkettik ki bunu söyleyen yöneticileri bile PS modülünden bihaber, bu modülü Türkiye’de hiç kurmamışlar, bilmeden çözüm öneriyorlar. Project System PS modülünü bize kurarken, kendilerine de kurmak üzere olduklarını söylüyorlardı. Aslında kendileri için de olmazsa olmaz bir modül, çünkü onlar için de her müşteri bir proje, belirli bir süresi, bütçesi ve kaynağı var. Bunları projeler bitmeden izleyebilmeliler ki iş işten geçmeden karlarını garanti altında tutabilsinler. Uzun bir aradan sonra PS’i kurmayı başaramadıklarını ve vazgeçtiklerini öğrendik!

Sonuç:

Tüm ERP paketlerinde olmasını beklediğim gibi SAP’de de modülleri iki ana gruba ayırmak doğru olur; lojistik ve finans modülleri. ERP’lerin kökenleri de MRP ve MRP II olduğu için hem bu programlar, hem piyasada ve şirketlerde çalışanlar hem de programı satanlar bu modüllerde daha deneyimliler. Ayrıca “elin oğlu yapmış programı” diyenlerdenseniz, bu sadece bu modüller için geçerli, yani lojistik modüllerinde yapılan işlemler ülkeden ülkeye çok değişiklik göstermezler. Öte yandan finans kuralları ülkeden ülkeye değişiklik göstereceği için, sizin satınaldığınız, orijinal programın finans modülleri değil, yerelleştirilmiş modüllerdir. Almanya’nın, Amerika’nın vergi dönemleri, vergi türleri ve oranları, kesintiler vb. Türkiye ile aynı olmadığından, yerli yapılmış bir finans paketinden ne umuyorsanız, SAP’den onu bile bulamayabilirsiniz… Ayrıca genellikle Türkiye’deki şirketlerin muhasebe, finans ve personel birimi çalışanları en başta tanımladığım SAP implementasyonunun talep ettiği niteliklerde olmaz. Bu nedenlerle SAP uygulamalarında da lojistik modüllerinin başarısı daha yüksektir. (Bir yazıda en nefret ettiğim şey yazarın okuyucuyu pohpohlaması yani rüşvet vermesidir ama değinmeden geçemeyeceğim; bizim şirkette lojistik modüllerin kurulumunda ’90 Cengiz Türe ve ’89 Celil Kocabaş’ın çok büyük katkıları vardır. Oradaki düzgün adamların çoğu bizim mezunumuz ama yeni mezun ve başka okuldan olmalarına rağmen beni şaşırtacak kadar iyi olanlar da vardı.)

(Özel sektör iş yaşamında gördüğüm bir fenomen de yöneticilerin dayak yemedikleri için sayı saymayı bilmeleri, ama sadece sayı saymayı… Oysa yöneticilik düzeyi arttıkça insalarda artması (bulunması) gereken nitelik non-numeric olguları doğru ölçebilme ve değerlendirebilme yeteneğidir. Yoksa beşin üçten büyük olduğunu herkes bilir. Başka bir yazı konusu 4). “Biz SAP’yi başarılı bir şekilde kurduk ve bunun sonucunda da elde ettiğimiz verimlilik artışı ve maliyet azaltımı ile ona yatırdığımız maddi ve manevi maliyeti geri kazandık” diyen varsa, bana göre, ya ölçme yeteneği yoktur ya da alınmasına kendi neden olduğu için yanlış ölçüyordur!

SAP’nin rakipleri hakkında çok fazla bir fikrim yok. Sadece Oracle’da da işlerin SAP’den çok parlak gitmediğini duyuyorum. Baan ortada yok. Başka da rakip yok zaten.

Tüm bunlara rağmen SAP’yi alırsanız –ki bir kere bile aklınızdan geçirdiyseniz alırsınız, çünkü hem adamlar çok iyi satıyorlar hem de küreselleşme var ya SAP’yi almak bir dünya markası/şirketi olamanın gereği canım- önerilerim şöyle:

1.        Yukardaki niteliklerde kendi personelinizden bir ekip kurun, SAP’den başka hiç bir işleri olmasın ve bu ekibten adam kaybetmeyin.

2.        Bu işi küçümsemeyin, başka software implemantasyon deneyimlerinizle kıyaslamayın, çok yorucu ve uzun bir süreci göze alın.

3.        SAP’den beklentilerinizi başında yazılı olarak belirleyin (SAP’nin yapacağı as-is analizinden ayrı) ve bunlar için SAP’den yazılı taahhüt alın. (Bu bir işe yaramayacak ama yine de alın, hiç değilse ilerde beklentileriniz gerçekleşmediğinde ortaya koyabilirsiniz. Bir de bu, beklentilerinizden kolay vazgeçme konusunda frenleyici olur.)

4.        SAP ile el sıkışmadan size gelecek danışmanların özgeçmişlerini isteyin, en az bir projeyi tamamlamış olmalarını şart koşun ve onları kesinlikle bitirdiklerini söyledikleri firmaya teyit ettirin (çünkü Türk toplumunun iletişimsizliğinde de yararlanarak başka şirketlerdeki yaptıklarını anlatmada çok abartılı davranabiliyorlar. Geçen hafta bizde benim eski işyerimde dört ayda sistemi ayağa kaldırdıklarını iddia ettiler, oysa ben ordayken bile altı ayda daha bitmemişti ve geçen sürede de epey uğraştılar, bir keresinde beğenmedikleri bir danışmanın parasını bile ödemediler.)

5.        Tüm süreç boyunca, aylarca, yapılacak her toplantının tutanağını, SAP’ye atacağınız her e-maili, onların yanıtlarını, telefondaki görüşmelerinizi bile yazılı kayıtlara geçirin, SAP’ye de bildirin ve iki gün içinde itiraz edilmedikçe kabul edilmiş varsayılacağını bildirin.

6.        Eğitim aşaması için kuracakları client’taki uyarlama eksiklikleri ve hataları için danışmanlık ücreti ödemeyeceğinizi bildirin.

7.        Slaytlar üzerinden verilen, öğrenmenize hiç bir katkısı olmayan, tanımlamalarla geçen sınıf eğitimlerini almayın (ikna edebilirseniz), sadece bilgisayar başında sistem üzerindeki eğitimler için ücret ödeyin (yine ikna edebilirseniz).

8.        Ortaya çıkacak sorunlarınınızın çözümü için baştan bir süre sınırını kabul ettirin (en çok üç gün gibi)

9.        Çok iyi bir teknik destek grubu oluşturun (uyarlama, Abap/4 ek programları ve raporları, yetki sınırlandırmaları, yedeklemeler vb. işler için).

10.     SAP’yle sözleşmenizde ödemenizin ilerlemesini ve tamamlanmasını zaman takviminden ziyade işlerin tamamlanmasına bağlayın (ikna edebilirseniz)

11.     Çalabilirseniz yetişmiş eleman çalın (biliyorum bu daha önce söylediğim başka bir şeyle ahlaken çelişiyor). Şu anda Ankara’daki bir firmanın SAP çalışmaları benim şimdiki şirketimden çaldıkları bir finansçı –ki biz de onu eski şirketimden çalmıştık-, bir de doğrudan eski şirketimden çaldıkları bir lojistikçi sayesinde, çok iyi ve hızlı gidiyor çünkü bu ikisi danışman sıfatını hak edecek kadar iyiler.

12.     Çok çalışın

13.     Dua edin.

Kaynak Bilinmiyor

Kategori Güncel haberlerYorum (0)

Sap Türkiye – HONDA MALİ SÜREÇLERİNİ SAP İLE KONTROL EDECEK

Sap Türkiye – HONDA MALİ SÜREÇLERİNİ SAP İLE KONTROL EDECEK

sap danışmanlık

sap danışmanlık

HONDA MALİ SÜREÇLERİNİ SAP İLE KONTROL EDECEK

Honda otomobil ve motosikletlerinin ithalatı ve pazarlamasının yanı sıra Honda Civic modelinin üretimini gerçekleştiren Honda Türkiye, mali süreçlerini SAP ile tek çatı altında toplama kararı aldı. Proje MBIS danışmanlığında gerçekleştirilecek.

Istanbul - Temmuz 08, 2009 - 1997 yılından bu yana Türkiye’de üretim yapan ve Honda’nın Avrupa’daki ikinci üretim üssü konumunda bulunan Honda Türkiye A.Ş., mali süreçlerini MBIS danışmanlığında SAP ile entegre hale getirecek.

SAP projesi ile stratejik riskler minimize edilecek

Proje kapsamında, genel muhasebe, alacaklar muhasebesi, ödemeler, maliyet muhasebesi, sabit kıymetler, hazine ve nakit akış, bütce raporlama, dış ticaret operasyonlarının ele alınması planlanıyor.

Projenin devreye alınması ile genel anlamda, finansal, operasyonel, yasal ve stratejik risklerin, oluşturulacak yapı ile minimize edilmesi hedefleniyor.

Farklı sistemlerle entegrasyon gerçekleştirilecek

Honda Türkiye’nin SAP ERP yapısı kurmasındaki temel hedef, firma karlılığını ve verimliliğini artırmak ve aynı zamanda rekabet avantajı sağlamak. Bu bağlamda fonksiyonel olarak, farklı sistemler arasında entegrasyon sağlanması, doğru ve hızlı bilgiye anında ulaşım, toplanan bilginin paylaşımı, kritik kararların alınabilmesi, zaman ve kaynak tasarrufu sağlanması, yatırım ve sermayenin denetlenmesi önemli hedefler arasında yer alıyor.

Operasyonel olarak diğer hedefler ise, parça ve ürün bazında maliyet hesabı, satın alma operasyonlarının merkezileştirilmesi, stok maliyetlerinde düşüş, ürün maliyeti izlenebilirliği, doğru ve hızlı teklif alma süreci, finansal kaynakların yerel para birimi ve dövizli değerlemesi, müşteri risk analizleri, aktivite bazında bütçe&gerçekleşen analizlerinin yapılabilmesi şeklinde sıralanabilir.

Bu proje ile birlikte daha da güçlü firma ve ürün imajı hedefleyen Honda’da, SAP ERP projesinin 1 Eylül 2009 itibari ile başlaması planlanıyor. Projenin Nisan 2010 yılında bitmesi hedefleniyor.

Kategori Güncel haberlerYorum (0)

Sap Türkiye : Türk Telekom`un SAP projesi

Sap Türkiye : Türk Telekom`un SAP projesi

Bu yıl 13.`sü düzenlenen  2008`de, Türk Telekom`un SAP projesi `2007 Yılı En İyi Proje Ödülü`ne layık görüldü.

sapturkiye-sapdanismanlik-sapconsultant

Türkiye`nin telekomünikasyon devi Türk Telekom`un 1 Ocak 2008 itibariyle çalışanların kullanımına açtığı Kurumsal Kaynak Planlama(ERP-Enterprise Resource Planning) uygulaması, SAP Forum 2008`de "2007 Yılı En İyi Proje Ödülü`ne layık görüldü.SAP Türkiye yetkilileri, Türk Telekom`un 230 şubesinde toplam bin 800 kullanıcı tarafından kullanılan SAP sisteminin, coğrafi yaygınlık ve kullanıcı sayısı açısından Türkiye`nin en büyük SAP projelerinden biri olduğunu kaydetti. Türk Telekom`un 6 ay içinde uygulamaya geçirdiği projenin, yaygınlığı da göz önünde bulundurularak, Türkiye`de en kısa sürede hayata geçirilen Kurumsal Kaynak Planlaması uygulaması olduğu belirtildi.

SAP Forum 2008`de ödülü kabul eden Türk Telekom Finans Başkanı Ersin Topçuoğlu, projenin 6 ayda hayata geçirilmesinde katkısı olan kurum çalışanlarına ve uygulama danışmanlığını veren Siemens`e teşekkür etti. Topçuoğlu, bu projenin geçekleştirilmesinin Türk Telekom en önemli hedefi olan hizmet kalitesine de olumlu yansıyacak önemli bir adım olduğunu belirtti.

SAP ERP çözümüyle iş süreçlerinde verimliliği artıran Türk Telekom dönüşüm projesiyle, şirketin finans yönetimi, satınalma yönetimi ve stok yönetimi süreçleri şeffaflaştı. Türk Telekom bünyesinde uygulanan SAP yazılım çözümleri, kurumun finans, lojistik, insan kaynakları ile kurumsal yönetim ve karar destek süreçlerindeki ihtiyaçlarını karşılayacak.

Kategori Güncel haberlerYorum (0)

SAP Türkiye, KOBİ`lere hazır çözüm sunacak

SAP Türkiye, KOBİ`lere hazır çözüm sunacak

sap turkiye danışmanlıkSAP Türkiye Yazılım Üretim ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü CemYeker, Türkiye`de en yeni iş uygulamaları ve başarı öykülerinin tanıtıldığı SAP Forum`un açılış oturumunda yaptığı konuşmada, SAP`ın geçen yılki cirosunun 10 milyar doları geçtiğini söyledi. Toplam gelirlerini yüzde 15 arttıran şirketin, lisans gelirlerinde ise yüzde 18 artış olduğunu dile getiren Yeker, Türkiye`de ise yüzde 29 büyüdüklerini bildirdi. Yeker, şunları söyledi: `SAP 2010 yılına ka
dar olan yol haritasını da açıkladı. Sanıldığının aksine SAP müşterilerinin yüzde 57,3`ü, cirosu 500 milyon doların altındaki orta ölçekli işletmelerden oluşuyor. Bu yüzden yakın bir zamanda küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik hızla kurulabilen hazır yeni çözümler sunacağız.`Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan da, SAP ile Microsoft`un rekabirlik (rakiplerin işbirliği) yaşadığını belirterek, 1993 yılından buyana karşılıklı geliştirme yaptıklarını, Microsoft`un SAP ürünlerini, SAP`ın da Microsoft ürünlerini kullandığını kaydetti.

Kategori Güncel haberlerYorum (0)

Advertise Here
Advertise Here

Our Flickr Photos - See all photos

Dost siteler

Sap Haber Arşivi

Kategoriler